...deyim.'' dedi; ürkmüş olduğu sesinden belliydi. Kasım pantolonunun cebinden parasını çıkartıp, parayı kadının avucuna yerleştirdiği sırada küçük ve anlık bir bakışma yaşadılar. Kadın hiçbir şey söylemeden arkasını dönüp gitmeye...
“avuç” sözcüğü
50 yazıda 59 geçiş bulundu.
avuca, avucu, avucuma, avucumda, avucumdaki, avucumdan, avucumdaydı, avucumu... eşleşmeleri dahil edildi.
...bu defa alkolün pençesine düştüm ve gördüğün hale geldim. Solgun benzine ve zayıflığına rağmen halâ güzeldi. Avucunun içinde tuttuğu elimi sıktı ve daha ziyade çocukların yüzünde beliren 'sevinçle karışık mutluluk ifadesi' ile...
...ekler meyve verir meyvelere uzanır çocuklar insan her şeye alışır ve dünya değişir saçlarında bir ömür gördüm avuçlarında doydum yolları yürüdüm saate bakmadım sabah taze çayın kokusunu gece kirpiklerine uzanmayı günün ortasında uy...
...her zerresiyle, duyuyorum, hayal olamaz diyorum; gerçek hepsi. Elimde tutuyor, gözümle görüyorum. Yerden bir avuç toprak alıp yanaklarıma sürüyorum. Ufacık taşlar dağlıyor yüzümü. Keşke, keşke bir kâbus olsaydı bu yaşadıkla...
...bir düşün umuduna sarılıyorum sıkı sıkı. Ölümün umuduna tutunuyorum bu sefer. Bir parça huzuru bahşedecek bir avuç toprağın merhametine sığınan, küçük bir kız çocuğunun mahzun bakışlarıyla, kırgın bir damla gözyaşı dökülüver...
...n bir yol bulup meçhule gitmek seninle kanmak sulara, güneşi içmek, yağmurla yeniden doğmak severek çoğalmak, avuçlamak uzanamadıklarımızı bile kar tanesi olup bahara eririz belki uslanırız artık, mümkün mü belki de huzura uyuruz...
...in, bin verir Hem de hiç yüksünmeden Emeğini bilir, nankörlük bilmez Biliyorum canım dedem biliyorum Küçükken avuçlarıma sakladığım tohumlar Şimdi saksılarımda En güzel yazlarım Gözlerini hatırlatan güneşi selamladığımda En hazin...
...u. Gelmeden önce tuvalete girdiğinde yerde gördüğü böbrek şeklindeki iki madeni kapta duran, kürtajla alınmış avuç içi kadar ceninlerden biri yoksa Halime’nin bebeği miymiş? Birinin bacağı, diğerinin kolu kopukmuş. Koridorla...
...n boşalırcasına yağan bir yağmurun altında açılan şemsiyelere benzerdi. Gideceği yönü de yeri de kendi seçen, avuçlarında tuttuğun ama hâkim olamadığın türden hani. Bazı aşklar vardı, başkaydı. Islak şemsiyenin tepesine yapışan yap...
...ladım!) Vaktiyle kimsenin ciddiye almadığı bu sülüntaları Takunya halkının gözünden düşürmek için "bunlar bir avuç bıcırık" demişti Başkan. Takunya halkı -Ekvador halkı kadar olmasa da- espriden anlardı. Böylece sülüntalara...