...aki kar birikintisinin üstünde kan izleri gördü. Eğilip baktı. Çenesinden bir damla damlaların yanına düştü.. Avucuna o kar topağını aldı. Parmaklarını eklemlerinden çıkaracakmış gibi sıktı. Avcunun içinden pembe renkli su akıp...
“avucu” sözcüğü
2 yazıda 2 geçiş bulundu.
avucu, avucuma, avucumda, avucumdaki, avucumdan, avucumdaydı, avucumu, avucumun... eşleşmeleri dahil edildi.
...arda yıkanmış. Kurusun diye beklerken, için için çağlar olmuş. Hayal sarkıtları kalmış çağıldayan umutlardan, avucunda da yolundaki sıra sıra dikitlerde yalpalamış. Durup karıştırma şansın varsa eğer bu defteri, kendini seçilmiş...
...rdiği büyüklükle takmak istememişti besbelli. Bir hatıra kalsın istemiştir diye düşündü, baba evinde. Kolyeyi avucuna sıkı sıkı bastırdı. Acısını biraz da olsa hafifletebilme umuduyla. Her şey çok çabuk olup bitmişti. Kaderi, k...
...fırsat bu. Yerden çöp toplamak için bile o kadar uğraştım, didindim, ettim. Bırak Hüseyin bırak sıkayım şöyle avucumda yoğurayım, iyice bir kabul edeyim kaderimi. ’’ Hüseyin acı bir şekilde gülümsedikten sonra eldivenlerini giyi...
...an atıyor, ağlama! Yetim mavinin bilge annesi Dumanlı bir tren örüyor Yitik kentin Misket oynayan çocuklarına Avucu terli, ılık Yaprak kımıldamaz gözlerinde, Ağlama! Çıplak ayaklarına hapis güzün Eli kınalı bir bahçe dikiyor,...
...kleri sözlere kendi zaviyelerine göre cevap veriyordu. Kimse haklı da değildi haksız da! Meczup devam etti: - Avucunda beslediği muhabbet kuşu öldüğünde bir hafta yas tutan kadınları sevin! Çünkü onlar yanmasını bilenlerdir. Kıy...
...dan kurtulmam gerekiyordu ve ellerimin arasına alıp artık atmasını durdurmalıydım. Bunu yapabilirdim. Hızlıca avucumun içinde sıkıştırmaya başladım. Onu yok etme arzusundan o kadar gözüm dönmüştü ki ellerimin arasındayken aslınd...
...lar yapıyorlar. Evlerinden, ailelerinden öylece koparıldılar, tanık olmadıkları, ait olmadıkları bir dünyanın avucuna bırakılacaklar. Orada yaşayabilecekleri bile şüpheli. Z. karısının ağlayan ellerini düşünüyor. Arkadaşı C.’ni...
...ş geldi. Az sonra nemli büyük bir taşın üzerinde oturdular. Oraletini ağabeyine uzattı. Baran bir tutam döktü avucuna. İkisinin de ağzı, elleri boya içindeydi şimdi. Üzerine oturdukları taştan, pantolonlarına yayılan ıslaklık b...
...ne bir kez daha “e” yazdıktan sonra zarfın ağzını aralayıp içindekileri masaya döktü. Mavi boncuklu bilekliği avucuna alıp okşadı, öptü, yanaklarında gezdirdi. Masanın üzerinde beyaz yama gibi duran kâğıda değdi gözleri. “Eleni...