...i kaç gündür. Güneşin kendine faydası yoktu. Açılmış yollardan akıp giden arabaların egzoz dumanları, evlerin bacalarından yükselen dumanlar, insanların ağzından çıkan buharlar havayı kirletmeye yetmiyordu. Bir alışveriş sürüp gidiy...
“baca” sözcüğü
1 yazıda 1 geçiş bulundu.
baca, bacadaki, bacadan, bacak, bacaklar, bacakları, bacaklarım, bacaklarıma... eşleşmeleri dahil edildi.
...; rüzgarla birlikte erik ağaçlarından dökülen çiçeklerin kokusunu alıyordum. Şehrin monotonluğundan paslanmış bacaklarım gittikçe açılıyordu sanki. Öyle ki açtığım kollarıma daha çok rüzgâr sığıyordu artık. Kokular daha da yoğunla...
...ı olmuşlardı. Kan, kan, kan… Her yer birbirine karışmıştı. Savrulan vücutlar artık bir bütün değildi. Kollar, bacaklar… İlk şaşkınlık geçtikten sonra ortaya çıkan tablonun tamamının vahşetiyle sarsılırken gözüme iki genç kız ili...
...iklerim hep yabancı. Yellerinde şafak doğmuş taylar gibi koşuyorum, Feride. Devrilen binalara nispet, düşüyor bacaklarım. Şafak söküyor yüreğimi, Uyanıyorum. Ağlamayalı çok uzun zaman oldu Feride. Bir valize sığdırdım her şeyimi,...
...ğına dair bir his beni ele geçirdi. Bu bir kurt ve bana doğru geliyor. Ayağım bilekten kırılmış olmalı ve sol bacağımda kemiğimin dışarı çıkmış olduğunu görebiliyorum. Kan kokusunu o da almış olmalı ki bu amaçsız hayatıma son ver...
...ine koydu. Beyaz kaygan poşete bir tane düğüm atıp pencerenin mandalına geçirdi. Yatağına doğru hareketlendi. Bacağına çarpan bidon ve çöp poşetlerini ayaklarıyla kenarlara iterek yürümeye devam etti. Üstünü tamamen çıkartıp çıp...
...otoğrafları bana göstermez mi. Hemen yüz göz olmalar, abuk sabuk laflar, baldırımı sıkmalar, masanın altından bacağımı okşamalar falan. Alışırsın, dedi annem. Alışacak mıyım? Alışacağım… Alışmalıyım. Hem belki gerçekten nikâhta...
...a değme, o sana değmesin, öbürü yüklenmesin, virajlarda pozisyon al, durmaya hazırlan, kalkmaya hazırlan, bir bacağa fazla yüklenme; öbürüne paylaştır yükü... Bir de sucuk yiyip gelenlerden uzak dur. Herkesin bildiği ama pek d...
...rdi sonuna kadar davasında. Üstelik kocasını da severdi. Gözünü açıp gördüğü, gönül verip sevdiğiydi. Eriydi. Bacasını tüttürendi. Ocakta aş kaynıyorsa erinin sayesinde kaynıyordu. Ah bir de uçkurunu tutabilseydi. Sultan başka k...
...ebeğin kanat çırpışlarını kendi kulaklarıyla duyar, elleriyle etrafa uçuşan kelebekleri yakalamaya çalışırken bacakları ve elleri kelebek olur. Kalbi de uçup gittikten sonra geriye yalnızca beyin kalsın. Kelebekler artık her yerd...