...daki tüm rüzgârların saçlarında gezindiği. Derinden akan bir nehrin yeryüzüne çıkışındaki mavilikle harelenen boynun, gökyüzünü yutan çocukların sarhoşluğuyla gölleniyor beyaz çarşafın çukurlarında. Bir martının göğe yükselmed...
“boynun” sözcüğü
1 yazıda 1 geçiş bulundu.
boynun, boynuna, boynunda, boynundaki, boynundan, boynundur, boynunu, boynunun eşleşmeleri dahil edildi.
...rı tonunda aydınlanmış ana salonda Benice, ortamla alakasız giyinmiş olan teyzesinin, üstten bakınan devekuşu boynunun uzantısı ufak kafasında, koca hodkâmlığını izliyordu. Ellisinde bekâr kızı, kırkında aylak oğlu ve yetmişlik...
...ınlık ve biraz pembe. Vişne ağaçlarının az ötesindeki papatyalara eğildi Cansu. Birer birer toplamaya başladı boynundan dökülen inci tanelerini, papatyalarını karanlık bir akşamda bulmuşlar. Gün yürüdü ikindinin peşinden. Sıkı ör...
...ve gitti bana sorma gereksinimi duymadan. Hoş sorsaydı da tek söyleyebileceğim istiyorum olurdu. İstiyorum ki boynunun kokusu akciğerlerime işlesin, gözlerimi kapayayım ve sen dolayım. İstiyorum ki ben umarsızca kahkahalarımı at...
...biydi, amma çok rengi vardı keretanın. Elimi usulca götürdüğümde sırtına, gözleri kısarak hırıldamaya başlar, boynunu şekilden şekile sokardı. Bir gün bilgisayar başında bir şey izlerken yanıma sokulmaya çalışmıştı. Birkaç kere...
...ek bu yollar. Uzun yoldan geleceğim; özlemekten. Kucağımda bolca gece biriktirdim. Gel ve yalnızlıklarını al. Boynunda yaşayacağım, daimi evim. Hastalıkta ve sağlıkta seveceğim. Gün-demlik Elleriniz kan kokarken, barıştan bahset...
...k ve kadın adlarından güzeldi, elleri bütün çiçek dallarından inceydi, yanakları bir bebek kadar yumuşaktı ve boynunu bir güvercin görse kıskanabilirdi. Bir de ben vardım, olmamışlığımla ben. Gerçekten olamamıştım. Eksik değild...
...aya doyamadığı Zühre yıldızı gibi parlayan yüzü… Bir bakışına bütün Acem mülkü feda edilirdi. Sinirlendiğinde boynundaki damar belirginleşir denize kıyısı olan bir yerde yetiştiğini hırçınlaştığında çok rahatlıkla anlayabilirdiniz...
Başında mavi beresi, boynunda gri atkısıyla bana gülümseyen, siyah saçlı, zeytin gözlü Can Bebeğim... Daha geçen gece, 'gök gürlüyor' diye korkudan, birbirimize sıkıca sarılıp uyumadık mı seninle? Sonra, salondaki yeşil koltuğa...
...rgılamışlardır. Müebbet verilmiş, kim bilir kaç asır... Güneş görmeyen pencereler, insanların asık suratından boynunu bükmüş tahtalar... Yavaş yavaş sessizleşen sokak... Mahalle, çıkışında ’Gidenler Geri Gelmez’ diye bir slogan...