...almadı Hıdır'da nevbahar düştü gönlüne hazanın yerine, oğlanla sevişirken güllerin kokusunu duyduğuna erguvan çiçeklerinin rengini gördüğüne envai çeşit çiçek açmış uçsuz bucaksız kırlarda yürüdüğüne yemin edebilirdi Hıdır İstanbul'...
“çiçekle” sözcüğü
2 yazıda 3 geçiş bulundu.
çiceklerin, çiçekle, çiçeklendim, çiçeklendiniz, çiçeklendirmesine, çiçeklenecek, çiçeklenir, çiçeklenmişti... eşleşmeleri dahil edildi.
...anmak belki de bir durakta gelecek ilk otobüse binmek hatta nereye gittiğini dahi bilmeden nehirler, tepeler, çiçekler, kuru ağaçlar, turnalar geçmek bir bir yer değiştirirken renkler ezberlemek ve sonra unutmak istiyorum ummadı...
...göklerdeki yıldızları toplamaya çalışırken ayağı kayıp başka bir gezegene düşmüş.Önce korkmuş ama sonra yeni çiçekler toplamış, yeni meyveler yemiş ve yeni bir göğe bakmış.“Kurtarılmayı bekliyorum,” demişti bana.Her atmosferde...
...bir. Bayattı ama dışarı çıkmayacaktım tazesi için. Yatağı toplayıp pijamalarımı değiştirdim. Aynaları sildim, çiçekleri suladım, pencereyi kapattım. Kahvaltımı mutfakta yapmaya karar verdim sonra ve rüyamı düşündüm. Etkisi bırakm...
...l ve bir çiçek bul sonra kendini benden kopar o çiçek bu toprakta yetişir bir bakarsın yıllar yıllara yetişir çiçekler meyve verir meyvelere uzanır çocuklar insan her şeye alışır ve dünya değişir saçlarında bir ömür gördüm avuçl...
...çasına çarpan kalbim izin vermiyor bana. Haykırıp arşınlamak istiyorum geçtiğim yolları. Bizden sonra açmamış çiçekler, otlar bürümüş bahçelerimizi, başı boş atlar bir görünüp bir kayboluyorlar. Belki diyorum, belki de bir rüyad...
Benim bildiğim Eylül, ağacın yaprağını dökerdi Çiçekler giderdi dalından, yeniden doğmak için Kuşlar göçerdi yurdundan geri gelmek için. Sonra büyüdük. Ve ben bildiğim Eylül’ü tanıyamaz oldum Çünkü artık Eylül gelirdi, Birini al...
...i gözlerine düşen siyah bir şapka ve gri bir döpiyesle apar topar nikâh kıyıldı. Elindeki beyaza küskün gelin çiçekleri, burada ne işimiz var diye birbirlerine bakıp gözyaşlarını tutamadı. Oysa Semra’dan yirmi beş yaş büyük damat...
...nde asasıyla yeryüzünü dövdü durdu. Cansız ağaçların altında gölgelendi. Bülbülün, kanaryanın hüznünü işitti. Çiçeklerin kokusundan teselli bulmadı. Yemeden içmeden bir tat almadı. Derken bir bilgeye rastladı. Eski dostunu tanıyıv...
...dokundu. Yudum’du gelen. Benim gibi erkenciliği severdi, bilirdim. Bu kez siyahlar içinde değil, üzerinde mor çiçekler olan, beyaz, uzun bir elbise giymişti. Işıl ışıldı ve canlı, bahar gibi… Bense yanında abisi gibi duruyordum,...