...e yapmış benim karım," der, ağzında ıslığı üstünü değiştirir, ev kıyafetlerini giyer. Ben her seferinde, "Ama çoraplarını da değiştir," diye sitem ederim. Üşenmez, kalkar değiştirir. Yemekte iki oğlumuzla ilgilenir, şakalar yapar,...
“çor” sözcüğü
2 yazıda 2 geçiş bulundu.
corint, coriolanus, coryo, çor, çorabı, çorabımı, çorabın, çorak... eşleşmeleri dahil edildi.
...a sayıyorum. Dili tutmayan kapıyı itişimle, kapının dışındakileri birer birer yüreğime oturtuyorum. Sen benim çörek otumsun, Sen benim kara kuzumsun, Sen benim ekşi hamurum, Sen benim minik bulutum, Sen benim, sen benim... Di...
...her anın tadını çıkarmak istiyordum. Duştan çıktım. Akşamdan hazırladığım kıyafetleri yatağın üzerine koydum. Çorap seçtim. Beyaz gömleği ve lacivert pantolonu yükselip alçalan ezgiler eşliğinde giydim. Saçlarımı yana doğru t...
...larında ayaklarım Yok Ellerin yalnız Oda boş Dudakların buruşmuş Perdeler açılmamış Yere döktüğün ter kurumuş Çorabın nerede buldun mu Kuşlar gelir şimdi cama Biraz ekmek doğra Çay tabağına Koy oraya Beni sorurlar bilirim Cik c...
...tasının iç gözünden bileti çıkartıp bana uzattı. Ben de gözümü ondan ayırmadan bileti Deniz'e uzattım. Gerisi çorap söküğü gibi geldi. Öğleden sonraya bir uçuş vardı, yer de vardı, fiyat farkı bile olmuyordu ve işlem tamamdı....
...özlerin aradaki mesafeyi aşması hayli zaman almıştı. Zihninin derinliklerinden gelen karşılık adamın yüreğine çöreklenen ağırlığı peşine takıp sürüklemişti sanki: “Lodos daha da şiddetlenecek! (…) Amansız fırtınaya dönecek gibi…”...
...lü hali var. Söylemez ki başına bir iş gelse bile. O bilir benim her şeyimi. Ben, ona dair hiçbir şey bilmem. Çöreklenmiş bir yılanın içinde uyumakta olduğunu hissederim. Kucak kucağa geceyi sabaha bağladığımız günlerde duyarım yür...
...zledi. Bakmaması gerekiyordu. Hayır! Gözlerini ayıramadı ayaklarından. Yalnızlığının vazgeçilmez dostu yırtık çoraplı ayaklarından alamadı gözlerini. Ne gereği vardı şimdi? Aç karnını unutturdu mu sana ayaklarına bakmak. Bak. S...
“Başka türlü bir şey benim istediğim, ne ağaca benzer ne de buluta, burası gibi değil gideceğim memleket; denizi ayrı deniz, havası ayrı hava.” Bu dizeler bu memleketi Nâzım gibi seven Can Yücel’e ait. Toprağına kurban o
Babam işten eve geldi. Klasik selamlaşma faslından sonra yemeğe geçtik. Çorbalar içildi. Babamın başlattığı muhabbet üzerinde konuşurken bir sela sesi... “Es salatu ve’s-selamu” diye başlayan, içinde biraz korkuyu biraz ürpertiy...