...ak.” Bilgisayarın ekranını çeviren Başkomiser koltuğunu çekti, diğerlerine arkasına geçmelerini söyledi. Tuşa dokunduğunda pazar gecesine ait görüntü belirdi. Üç adam yan yana duruyordu; Yılmaz, Cemal ve Hakkı. “Aaaa! Şunlar siz değ...
“dokun” sözcüğü
7 yazıda 10 geçiş bulundu.
dokun, dokunabildim, dokunabileceği, dokunabileceğimi, dokunabilir, dokunabilirdi, dokunabilirler, dokunabiliyor... eşleşmeleri dahil edildi.
...geriye sadece tüyleri ve kanlı kanat parçası kalmıştı. “Yazık oldu yavruya,” derken Serap’ın sesi titriyordu. Dokunsalar ağlayacaktı. Tayfun onu teselli etmek istedi. Fakat ne diyeceğini bilemiyordu. Sustu. O günü, aniden bastıran...
...e bir tanesine, ilk kez aldığı, Gülsüm’ün okumaktan hoşlanacağını düşündüğü bol fotoğraflı az yazılı gazeteye dokunmadı. Bugünden sonra onun geleceği her gün o gazeteyi sektirmeden alacaktı. Kâmil Bey zili çaldı. Kapı açıldığında...
...ihtiyacım da kalmadı,” diye mırıldandı. Aylardır umutla çalar diye bir an olsun yanından ayırmadığı telefona dokunmadı, cebinde bıraktı. Her bunaldığında, ceketimi alır giderim derdi de kimseyi inandıramazdı. Sonunda gidiyordu,...
...AVM’nin ışıltısına inat kapkara dekoruyla hemen fark edilen sosyete terzisine ait mağazaya geldiklerinde zile dokundular. Kapıyı açan kadın görevli, konukları öğretilmiş ciddiyetle karşıladı. Dış cephenin aksine içerisi insanı yor...
...e çoktu gözyaşlarım. Zaman hızla geldi geçti, Atlattım. O'nun bakışlarında kayboldum. Ruhuma dokundu, kalbine dokundum. O beni şair sanıyordu, Ben O'nunla birlikte şiir oldum.
...denin çıplaklığı doğaldır da ya ruhun ki? Hiçbir adam değerli değil ruhumu çırılçıplak ortaya koyup görmesine dokunmasına izin verecek kadar. Ruhun çıplaklığı 'üşütür' beni. Bu yüzden rol yapıyorum beni rahat bıraksınlar diye, hani...
...erlerinden geliyorum. Dönüşüm de oraya. Derken ‘bir adam çıkıyor yalnızlığımda’ demek isterdim yazdıklarımda. Dokunaklı bir vasiyet değil bu. İpin ucunu eline bağlayacağım biri yok. Karanlık ve samimi. Gözbebekleriniz kadar. Tel...
...alemlerinde Hıdır vardı. Seyrediyordu oğlanı, açlıkla, arzuyla, aşkla. Uzaktan bakıyordu, yakından bakıyordu, dokunmak her seyirden sonra daha fazla ihtiyaç halini alıyordu. Nuri göbek atıyor, herkes onu seyrediyor, herkes alkış...
...onu sevdiğim için mi? Bu karmaşık düşünceler içinde kendi kendimle boğuşup dururken bir elin yumuşakça omzuma dokunduğunu hissettim. “Günaydın!” diyordu annesi, “üşümedin mi?” Onun bu sözüyle yere bakan başımı göğe doğru çevirdim....