...eri benzersiz kuşları var ağaçlarının, uçurtmalarının elleri var özlemi dolu uzaklarının bulutları çok yakın, elimi uzatsam yakalanacaklar arkasına saklamışlar çocukluğumu… su kenarında dönen bisikletimin tekerleklerine takıl...
“elim” sözcüğü
32 yazıda 38 geçiş bulundu.
elim, elimde, elimdeki, elimdekileri, elimden, elimdeydi, elimdeyse, elime... eşleşmeleri dahil edildi.
...Ormanlarınızda kanat çırpan kelebek Kafesteki büyük kasırgaya sebep. Ben, dargın bir nefisle ölüme bakıyorum Elimden kayıyor uzak. Kayarken ellerimden uzak Duydum, çok duydum Durdum, yalnızca durdum. Dar bir merdivenden indim...
...enlerinde mecbur etti yürümeye. Sıyırdı başımdan, bir başrahibeye yaraşan tacı. Bir hançer ve bir kılıç verdi elime, ve dedi; senin için yapıldı bunların ikisi de, çevir onları hemen kendi öz bedenine” Başkaldıran bir dağın y...
...ğunu düşünebiliriz. Peki, “sızmak” kelimesinin kökeninin de ilk paragraftaki anlamlarla aynı olduğunu bilsek, elimize ne geçerdi? Hiçbir şey geçmezdi, eğer geçseydi zaten uyuyor olmazdık. Düşüncelerle dolmazdık, “Doğrusu şudur!...
...k etti. Polise mi haber vermeliydik yoksa patronun eşini mi aramalıydık… Karar veremeden öylece dikiliyorduk. Elimde hâlâ tezgâhı silerken kullandığım sarı bez duruyordu. Tezgâh cam kırıklarıyla doluydu. Yerlere dökülen içkile...
...da... Ya da içimde mi demeli… Tekrar tekrar canlandırdığım senaryolardan tanıyorum tanımlayamadığım bu hissi. Elimi atsam avucuma alabileceğim kadar yakın, izlerini takip etsem kayboluverecekmişim kadar uzak. İlk günden beri...
...adığı bilgi babasının ve çalıştığı kurumun adından ibaretti. Yıllar geçmesine rağmen unutmamamın nedeni odur. Elimdeki tek mektubunda yazılı bir kanıt gibi durur. Ayrıca, ablasının, erkek kardeşinin isimlerini de biliyordum. Hep...
...aynalara Islatıyorsa bakışlar yansımadaki sesini Bir olmuş sayılmaz güz vakti siz ve ben Tutmuş sayılmazsınız elimi. Toprağa değmişliginin katı ve soğuk hissinden Kırılgan saç tellerine, gittikçe azalan. Kara geceden, aydınlı...
...elleriyle bastırıp iyileşmeye çalışan, avaz avaz bağıran, bolca da ağlayan iki çocuktan başka bir şey kalmadı elimizde. İşte; “şans” dediğimiz şey, böylesine parlayıp sönen bir şeydir. Acemiler ile cahilleri birbirine düşürür; o...
...dumanıyla harmanlayıp dudaklarımın arasından üfledim gitti. bir kapısı olmalı fakat nerede bilmiyorum bilsem elimi bir ok gibi doğrultup avazım çıkana kadar bağırırdım çık kafamın içinden! çık kalbimin içinden! çık!