...a da ona benzer bir sıkıntısı vardı, tek ayağını sürerek yürürdü. Buna rağmen hantal değil, çevik bir adamdı. Elleri hızlı hareket ederdi, satırıyla oynamayı severdi. Üşenmezdi, tezgâhı her zaman düzenliydi, bıçaklarını hep bi...
“elle” sözcüğü
9 yazıda 11 geçiş bulundu.
elle, elledi, ellediğim, ellemedi, ellemediği, ellemeyin, ellemez, ellemiş... eşleşmeleri dahil edildi.
...de Alman saati istiyem ağamdan.” Mahkeme suratlı adam gözlerini ağarttı. Nevri dönmüştü birden. “Çek ulan şu ellerini orandan. Irzı kırık seni. Önce büyüğünün yanında oturup kalkmasını öğren de sonra Alman saati iste. Yiğidim,...
...en her yağmur yağdığında Allah ellerini yıkıyor, şimşek çaktığında ise ışıklarını açıp kapatıyor zannederdim. Ellerinden akan su belki pistir diye yıllarca yağmurda dışarı çıkamadım. Şimdi yağmur dindi, kurbağa çocuk balkona çıktı...
...ler. Sola döndüklerinde oldukları yere çakılıp kaldılar. İleride bekleşen biri kadın üç kişi sesleri çıkmadan ellerindeki dövizleri yükseltmişler, işlerine geri dönme taleplerini yetkililere duyurmaya çalışıyorlardı. Serap onları t...
...Girit ezmesi, vişne yapraklı sarma isterdi masaya. Bir de otuz beşlik ısmarladı mı tamamdı. Bu sefer Ayça’nın ellerini okşarken aklı cebindeki halkanın esaretinde olmayacak ve o akşamki gibi onun gözlerinin içine baka baka onu o...
...İlmik ilmik oyalanmış Leylak rengi naylon ipler. Ve yumuşatmaması ipek kumaşın gerdanımı. Vefasız sevgilinin elleriyle iyileşecek. Soğuk aldım ben. İnsanların buz gibiliğinden. Ve yokluğundan etten duvarların. Kuru soğuk dedikle...
Bir kadın yaşamış dediler, Tenine geçirdiği altın elbiseler Mavi balkonunda seyrettiği geceler Kanayan ellerinde kırmızı kadehler Gümüşten şamdanları, Hüzünden eriyen mumları Bir yarısı alevden yakut Güneşten yanmış diğer yanı Ya...
...ein yoksunluğu tavan yaptığında içilen gazozların, ayranların sonucu oluşan gazlar, suratlara iyice yansıyor. Ellerin çayın ısıttığı bardakların sıcaklığını aradığı kadar yüzler de onun buharına hasret. Neyse ki doğalgazlı oc...
...bir delikle ayakta dik durmayı deniyorum. Tüm bu acıları hissetmektense hissiz bir basitliği tercih ederdim. Ellerim artık duvarları tırmalamaktan bitkin ve kâbuslarımın sonu gelmiyor. Yazan: Seda Vural
Bütün zamanlar böyleydi Senin ağzında çöl vardı Ellerin kurak bir mevsim Başında leylek çığlıkları bulutlar Günler hiç uzamazdı, zeytin bile evcilleşmemişti Deli bir çukurdu gözlerin İçinden çıkılası değildi Saçların çiçeklenmi...