...e. Nihayet gün hafif bir şekilde ağarmıştı. Bir geminin güvertesinden dürbünle ufka bakar gibi oval pencereye ellerimi dayamış, sabahın yüzünü seyrediyordum. Rüzgârın sürüklediği bulut yığınları, uzaklara doğru göç ediyordu. Ara...
“elle” sözcüğü
9 yazıda 11 geçiş bulundu.
elle, elledi, ellediğim, ellemedi, ellemediği, ellemeyin, ellemez, ellemiş... eşleşmeleri dahil edildi.
...t olmadıkları bir dünyanın avucuna bırakılacaklar. Orada yaşayabilecekleri bile şüpheli. Z. karısının ağlayan ellerini düşünüyor. Arkadaşı C.’nin ise o an başka bir şey düşünemeyecek kadar tuvaleti geliyor. İşte şimdiden başla...
...ni, kapa çeneni.” Kız kulaklarını kapadı, arkadaşı koltuktan kalkarak yanına geldi. “Kapa çeneni,” dedi kızın ellerini kulaklarından çekmeye çalışırken. Kız pes etti, ellerini dizlerine yerleştirdi. “Neden geldin?” dedi içinde h...
...ği mahcubiyetle öğretmenine bakıyordu. “Şöyle sobanın yanına geç, çoraplarını çıkarıp soba teline as kurusun, ellerini de ısıt, sonra gelip yazarsın tahtadakileri.” Çocuk, önce naylon ayakkabılarını çıkardı, içine dolan karı sil...
...ak kabartıp yanlarına geldi. Ayakları soğuktan pembeleşmişti, ıslak toprağın üzerinde iz bırakarak yürüyordu. Elleri, ağzı turuncu renge bulanmıştı. Baran’ın yamalı pantolonuna tutundu. Soğanlar kavruluncaya dek öylece durdu....
...aynı taştan, ortada birikmiş toprakların kuruluğu ayırıyordu onu diğer mezarlardan. Galip altı yaşında çocuk elleriyle su getirirdi buraya. Sadece bir şişe getirirdi. Fazla şımartmak istemezdi çevresini. O da biliyordu ki sıkılı...
...nmeye bile tenezzül etmeden “Evet” diyerek kısa ve acısız bir şekilde cevapladı. İşçi rahatlamış görünüyordu. Ellerini ceketinin iç cebine atarak naylon bir paket çıkardı. Paketin içi yarıya kadar, kalitesiz tütünle sarılmış mak...
...ından. Mutluluk getirmeyen, mutluluk veremeyen Zeliha’nın girdabı doğduğu gün başlamış aslında. *** Meşaleler ellerde köylüler güneş ışığına varana kadar dolanmışlar etrafta, çevre köylere bile haber etmişler, lakin bulamamışla...
...dükçe, hissettikçe var oluyordu orada, hemen yakınımda, yatağımın bir kenarında… Bulutların üzerinde gezdirdi ellerini. Ellerine, bulutların tozu bulaştı. Elindeki tüm tozu karanlığa saçtı; böylelikle yüzünü ışıtacak yıldızlar b...
...çabalıyordun. Şimdi bunun sırası değildi. Son bir çabayla rüzgârla eteğin arasındaki kavgayı ayırmaya çalışan ellerini aldım avuçlarımın içine, yoğun uğultuya karşı koyarak; ‘’Hiç sesini duymadım, böyle gitme, bir şey söyle!’’ d...