...kanepeye atıyorum. Kapı çalıyor. Hep birlikte ayaklanıyoruz. Babam olmalı. Ama değil. Komşunun limonu bitmiş, fazla varsa istiyor. O gece kapı bir daha çalmıyor. Annem dayanamayarak çöküp ağlamaya başladığında abim de yanına...
“faz” sözcüğü
1 yazıda 2 geçiş bulundu.
faz, faziletine, fazla, fazlaca, fazladan, fazladır, fazlalaşmış, fazlalık... eşleşmeleri dahil edildi.
...nderlerdir. Kenderler kısa boylu, yerinde duramayan, müthiş bir kilit açma yetenekleri olan, aynı zamanda çok fazla yalan söyleyen ve bir şeyler çalmadan duramayan haylaz ama bir o kadar sevilesi yaratıklardır. Gnomlar, cücel...
...akıl edebildiler trafik ışığı koymayı. Anlayacağın bu ülkede yaşayabilmek için “kedi” olmak gerekiyor; şöyle fazladan en az dört beş canın olacak. - Başın sağolsun… Peki ya arkadaşların? İşin gücün yok mu? Ya dışarıda gezinm...
...or, davranışlarıyla arıyor ve ilkleri deniyor. Ona labirentten çıkmak için o yokmuş gibi davranmak değil daha fazlasını aramak için riskler alması gerektiğini öğretiyor. Miles, "İnsanlar yağmur olsaydı, ben serpinti olurdum, o is...
...erde iz kalıyordu. Bir bardak bira içmek için köşedeki barın yolunu tuttu, adımlarını hızlandırıp sokağa daha fazla zarar vermeden bara girdi. Her zamanki havayı soludu. Alışkındı artık ter, sigara ve alkol kokusuna. Taburele...
...Ece'ye. Hemen evden kaçtı. Başka bir arkadaşının arabasıyla geldiğinden onu beklemek zorundaydı. Ama Ece daha fazla orada bekleyebilecek gücü bulamadı kendinde; çünkü her geçen dakika ruhuna işkence oluyor ve midesi daha fazl...
...n rekorlar kıran uyarlamasına dayanan müzikal, kediler arasındaki bir öyküyü anlatıyor. Şimdiye kadar 300'den fazla şehirde, 50 milyondan fazla kişi tarafından izlenen, ilk kez 1891'de Londra'daki West End'de, 1982'de de Broa...
...rilmiş hâli. Bitmek bilmeyen semboller ve folklorler. Fakat biraz derine indiğimizde bu eser, bundan çok daha fazlasını anlatıyor. Kimilerine göre Amerikan Rüyası’nın nasıl çarpıtıldığını, kimilerine göre canavar avının tamamen s...
...fes mi? Hayır, kalkıp inen bir gövdesi yoktu. Nefes almıyordu. Bedeni uzandığı yerden yavaşça kalktı ama daha fazla ilerleyemedi. Başının arkasına bağlanmış yüzlerce kablo buna engel olmuştu. Elini başının arkasına attığında...
...ın tam ortasında umarsızca. Düşündüm, düşündüm... Ve bir ip yumağı gibi karıştı her şey birbirinin peşi sıra. Fazlaca düşünmenin, hatırlamanın, o “an”a geri dönmenin sancısı yankılandı ruhumun kıvrımlarında. Bir dağ gibi büyüdü...