...nüz mü? Zaman yağmurlarının altında neler kayar avuçlarınızdan ve kimler silinir hayatınızdan? Hangi çocukluk kahramanınız unutulmaya yüz tutar da hangi hayalinizi kurmazsınız belki de bir daha asla? Kaç anınız zamana karışıp toz ol...
“kâh” sözcüğü
8 yazıda 20 geçiş bulundu.
kah, kahhar, kahire, kahireden, kahkaha, kahkahada, kahkahadan, kahkahalar... eşleşmeleri dahil edildi.
Arama sonuçları
...ği biçimde ifade edebilme yeteneğinin ne denli güçlü olabileceğini gösteren güzide bir eserdir. Romandaki her kahramanın ayrı bir hikayesi ve her birinin yaşadığı farklı bir yalnızlığı vardır. William Faulkner'ın eserlerinde adı g...
...Göz yaşları pınarlarından taştı da yanaklarından kayıp yastığını ıslatıverdi. Bir sağına- bir soluna dönerek kahvaltı vaktini zor getirdi. Darıcı Rüstem, o sabah kahvaltı sofrasında da hiç konuşmadı. Yiyeceğini yiyip her gün ya...
...alıydı dili. Masanın üstüne çökmüş sessizlikte boğulan Serap’ın imdadına garson yetişti. “Bu sizin az şekerli kahveniz” dedi, fincanı ve su bardağını önüne bıraktı. Acele etmeden masanın karşı tarafında geçti. “Bu da sizin sa...
...arı, kahramanlıkları, direnişi realizmi de arkasına alarak bize miras bıraktı. Ancak bu romanlarında da kadın kahramanları bırakmadı ve bu kadın kahramanlar bu kez Anadolu’da düşmana karşı direniş gösteren güçlü kadınlar olarak karş...
...e “masa” diyeceklerdi ömrü boyunca. Belki önüne gelen sıfatlar değişecekti zamanla; yeni masa, şuradaki masa, kahverengi masa, şu külüstür masa… o kadar. Masa olmaya mahkum edilirken onayı alınmış mıydı? “Ey masa! Köleliğin v...
...miz ilerlemiş, gece onu evine bırakmıştım. Beni yukarı davet etmiş ama o daveti reddedip, ona ertesi sabahına kahvaltı yapalım, demiştim. Eski kafalı, tuhaf bir adamsın sen Cemal, deyip yakamdan tuttuğu gibi evine almıştı. Kitap...
...koydu. Şekersiz, sütsüz, acı bir kahve… Şekeri bir yıl önce bırakmıştı. Ama sütü hatırlamıyordu. Ne ara sütü kahveden ayırmıştı, bir türlü hatırlamıyordu. Onları neden ayırdığını bilmiyordu. Kahve bardağına bakmayı bıraktı. Bir...
...mişti, fakat o öyle sanmıştı. Böyle olunca o da şaşırmıştı elbette çünkü bu ilk seferiydi; bir sabah kalkmış, kahvesini pişirmiş çoğu sefer yaptığı gibi kahvesiyle birlikte kitap okumuştu. En azından öyle hatırlıyordu, çünkü şu a...
...ne küfredip tükürüyordu. Gözlerini açtığında bir nefes uzağında duran annesi içi acıyarak ona ilaç sürüyordu. Kahverengi olan değil de su gibi olan çok yakıyordu canını. Annesi tütün yarası parmaklarıyla gözyaşlarını silip ‘ikisi...