...e aynı şeydir olmak cenin Saatlerime düşler kuruyorum Bir yanım sözünü dinler, bir yanımda ellerin Vaatlerine karın doyuruyorum Ki sen yıllarıma karşılık yazılmış karşılıksız bir çektin Belki de birinin kahvesine âdetten tuz...
“karın” sözcüğü
22 yazıda 33 geçiş bulundu.
karın, karına, karınca, karıncadan, karıncadaydı, karıncadır, karıncalandığı, karıncalanma... eşleşmeleri dahil edildi.
...dar kucakladı küçük kızı, içinde çıkan derin yangınları söndürerek… Kahvaltıyı büyük çam ağacının gölgesinde, karın camdan beliren beyaz tanecikleri eşliğinde yaptılar. İçeriden büyük bir ses kopana kadar: “Anne!” Elif’te uzu...
...birkaç evsize, baykuşların kıpırtılarına, küçük çocukların yere attığı dondurma çöplerinin etrafında birikmiş karıncalara, elinde şarap şişesiyle tek başına yürüyen bir sarhoşun sayıklamalarına... Hoş, böylesi daha iyi değil mi? İn...
...ya Yemin etmiş ağustos aylarına Otobüsler fakirdir, zenginliği yazı çıkartma Traktörler son siren hasta taşır Karıncalar ezer ayak çukurlarını Mezarsız kanatlar kalkar, gece olur Ceplerim ellerini avuçlar Atlayıp gidelim tütün saç...
...ecekti. Eleni’yle ellerinde çörekleri bahçeye oturup okul dedikodusu yapacaklar ve muhabbetlerinin gölgesinde karınlarına kramplar girene kadar güleceklerdi ama öyle olmadı. Behzat güzel bir sabaha gözlerini açtığında o günü yeni g...
...kmaz öyle otobüse binen her güzele. Ama bu başka, kız sanki ateşe atılmış İbrahim de Seyfi ağzında su taşıyan karınca. Gitti yanına, önce yanındaki kadına sordu, kadın çay istedi, çayı doldurdu ve bunca yıllık tecrübeye rağmen...
...eye İhtiyaç: Diğer bütün hayvanlar arasında, bunsuz varlığı mümkün olmayan sadece insandır. İbn Haldun arı ve karıncalarında bir arada yaşadıklarını fakat onların böyle yapmalarının sebebinin akıl değil içgüdü olduğunu bu yüzden toplu...
...u sabah… Çok şey istememiştim ondan. Hani derler ya; bir lokma, bir hırka. Tam da böyle yani. Sıcak bir yuva, karın tokluğu o kadar. Allah var, aç açık değilim. Sevgi de isterdim ama nedense beni sevmeyi becerememişti ya da s...
...ten’i. Yirmi yedi sene sakladı orası ayrı. En yakın iki arkadaşımdan biriyle evliydi yine de tek laf alamadım karının ağzından. Hoş gerçi yakınlığımız tartışılır ya. Tüm güzel anılar geride kaldı sanki. Ahmet, Refik, Celal… Mah...
...mal.” diye teskin etmeye çalıştı kendini. “Son otuz senen. Sonra özgürsün.” Kelimeler onu rahatlatmaktan çok, karın boşluğuna atılan sert bir yumruk görevi gördü. Otuz sene… Bu süre zarfında o kahrolası binaya tıkılmak zorund...