...ağzından saçılan zehri, şimşek gibi gürledin yeryüzünde ağaçlar ve bitkiler ve bilcümle yaratık secdeye vardı önünde. Sen taşkın bir selsin dağlardan inen, Ah, her şeyden önce gelen, Ay tanrıçası İnanna, cennetin ve dünyanın t...
“önün” sözcüğü
1 yazıda 1 geçiş bulundu.
onuncu, onunda, onundu, onundur, onunki, onunkiler, onunkilere, onunkileri... eşleşmeleri dahil edildi.
...ğından, okuyamadı onları. Tek bildiği okuma buydu oysa. Kadın birkaç dakika sonra içeri geldi. Islak ellerini önüne bağladığı peşkire siliyordu. Çocuk aç mı, diye sordu genç adama. Acıktım, dedi çocuk. Çok utandı, dememeli mi...
...lığı, karakterin iç sesini o kadar canlı bir şekilde aktarabilmesindedir ki okuyucu, karakterle özdeşleşir ve onunla duygusal bir yolculuğa çıkar. Karakterin sıradanlık ve yüzeysellik karşısındaki isyanı, birçok okurda kendini...
...ce havalandırmıştım. Kötü düşünceleri, kötü tecrübeleri, hayal kırıklıklarını eskimiş birer eşya gibi kapının önüne koymuş, kalbimin her bir yerini yepyeni hislerle donatmıştım. Nihayet birilerini kalbime buyur etmeye hazırdı...
Halit, namıdiğer şiirkeş; dakikalardır önünde yanıp sönen imlece bakıyordu. Dışarıdan bakıldığında gözleri dalmış gibi bir hâl içinde olsa da hiçbir yere dalmamıştı; gayet açıktı bilinci, gözleri kadar. Güneşli bir gökyüzüne u...
...ekilde, akan kanın kötü nazarları yıkayacağına inanıyor. Tabii, fakirlere dağıttığı et, bir yandan da, yediği önünde yemediği arkasındaki yaşantısında -en azından bir süre için- vicdanını da rahatlatmış oluyor. İşte o yüzden,...
...ğda boş bir odacık vardı. Depo derdik biz oraya. Eşyaları oraya taşımıştık. İçeri en son ben girmiştim. Camın önündeki sedire boylu boyunca yatırmışlardı dedemi. Yaz günü olmasına rağmen kahverengi bir battaniyeyi beline kadar ö...
...ağzına dikip biranın yarısını götürdün. Diğer yarısıyla salona döndün. Mektup masanın üstünde, sen pencerenin önündesin. Sadece donunla. Akşamın o saatine rağmen temmuz sıcağı hâlâ cama vuruyor. Karşı apartmandaki seksenlik teyze...
...atça seçebildi. Bir derin huzur içerisinde, içimde tuttuğum nefesi yavaşça verdim, ardından ustalıkla kapının önüne gidip sırtımı ona yaslayarak yığıldım kaldım. Gülümseyerek sonsuza dek kolsuz kapının açılmasını bekledim. Ya...
...ama bu bana yetmez. Öyle kalabalık olsun ki adım atarken ayaklar bir iki saniye havada kalsın; bunu dilerim. Önünde, arkanda, sağında ya da solunda, her yerde insan olmalı ki adım atmak için izin istemek zorunda kalmalı insan...