...e bir tane düğüm atıp pencerenin mandalına geçirdi. Yatağına doğru hareketlendi. Bacağına çarpan bidon ve çöp poşetlerini ayaklarıyla kenarlara iterek yürümeye devam etti. Üstünü tamamen çıkartıp çıplak bir şekilde yatağına girdi....
“pos” sözcüğü
3 yazıda 3 geçiş bulundu.
pos, posadır, posası, posedion, poseidon, poseidonla, poseidonu, poseidonum... eşleşmeleri dahil edildi.
...! Bugün başka bir gün olacak! Bugünü iple çeken Kâmil Bey yüzünde gülümseme, “Hoş geldin Gülsüm Hanım,” dedi. Poşetleri mutfağa taşımasına yardım etti. Gülsüm kibarca evi terk etmesini istediğinde öğle yemeği vakti geldiğinde tam...
...(Postahane-i Âmire) kurulmuştur. Bu tarihten itibaren menzilhâneler postaneye dönüştürülmüş, Tatar ağaları da postacı olarak görevlendirilmiştir. Böylece Osmanlı Devleti'nin yüzyıllar boyunca üç kıtaya hükmetmesini sağlayan öne...
...çağda yaşadığıma üzüldüm. Yazacağım cevabı günlerce düşündüm. Korkuyordum. Son şansım gibi hissediyordum bu e-postayı. Noktasına, virgülüne kadar doğru olmalıydı her şey. Hayatım sanki görünmez iplerle bu e-postaya bağlıydı. De...
...abah, Yakışıklı, yoğunluktan akıllardan çıkmıştı. Hep birlikte, kafede satmakta oldukları bir içeceğin reklam posterlerini camekânlara asma telaşına düşmüşlerdi. Ürünün reklam yüzü olan güzel aktris karşısında büyülenen erkekler, po...
...ığındığım ne varsa, çöpten bulunmuş iki ezik domates, bir bayat ekmek ve kaşar peyniri ile birlikte kirli bir poşetin içine hapsoluverdi. Poşet kadar şeffaf, yalın ve yorumsuzdu her şey. Kar yağıyordu lapa lapa. O’nun üzerine,...
...n düzgün işte -bir seyahat acentesi- tanıştığım ve çok samimi olduğum arkadaşım, Dincel. Kıbrıslı Türk. Boylu poslu, Türk’ten çok Rumlara benzeyen kıpır kıpır Dincel. Adı mı? Elbette hem kız hem erkek ismi çağrışımlı. O acent...
...işti. Sefer tasını koyduğu sırt çantasını aldı. Çantayı omzuna atmadan orta bölmesinin fermuarını açtı. Küçük poşeti yokladı. Yerinde duruyordu. Yıllardır içinde büyüyen hayali ile parmakları arasında naylonun çizdiği ince sın...
...caktı. İki taraftan birine düşecekti; ya içeri ya dışarı. Görünmeyen bir el yabancısı olduğu mekâna itiverdi. Postalı ürkekti. Parke taşlara sessizce dokundu postalları, önce sağ sonra sol. Duvar dibinde oturanların gözlerini ü...
...ecekti. Hava kararıyordu. Evin yolunu tuttu. Gecenin bir vakti mutfağa geçti. Elinde boş plastik bidon ve çöp poşetiyle salona girdi. “Senin derdin çöp atmak değil,” diyen eşi sigara içmeye çıktığını düşünüyordu. Doktor yasakl...