...ıkışma töreni gibi gelip geçiyordu onlar, rüzgârlar? Sıkıntısının içinde boğulmuş yapraklar gibi neden yüzünü saklıyordu gürgen, palamut ve yeryüzünün yeşillikleri? Sorularım, sarmallaşmalar kraliyetinin en soytarısı, en paradoksa...
“şak” sözcüğü
2 yazıda 5 geçiş bulundu.
saka, sakal, sakalar, sakalara, sakaların, sakallar, sakalları, sakallarım... eşleşmeleri dahil edildi.
Arama sonuçları
...en olası karakter, sanırım bu yüzden daha tanışır tanışmaz bir sempati hissediyorsunuz. Gerek ne düşündüğünü saklamadan söylemesi, gerek heyecanlanınca ne yapacağını bilememesi, gerek uzun boyuyla aksak davranması olsun, yazar se...
...kendinden vazgeçmişliktir. Bu mektubu alır almaz telefonuna sarılıp 'adamsan yüzüme söyleseydin ya lan' deme sakın. Biliyorsun ki 'lan' kelimesine alerjim var. Hoş, o kelimeyi kullanmayacak olsan da hemen arama. Çok affeders...
...f etmişti. Bir iki mektuptan sonra nihayet aşkına karşılık almıştı. Aslında mektubu yazan kişi kendini senden saklamayı hiç düşünmemişti. Tüm cesaretini toplayıp o parkta sana her şeyi anlatacaktı ama sen parkta onu fark etmedin,...
...kli yönlere; Paslı bir trenin derdinden anlamayan otobüsler gibiydi sanki bozkırlar o an. Acısını kanatlarına saklamış rüzgârgülleri gibi döndüm sonsuzluğunda dünyanın. Uçan kuşlara selam gönderdim, dumanlar saldım ruhumdan çokç...
...or musun ? Kendimizden ne kadar da öteyiz ? Yine de kahramanız (!). Ben, hangi aldancadan irice patika örsem, Şakaklarımın acısından eylesin de gelsin zaman. Dudağında ölümün koşan yavaşlığı, Gecenin 11 kere 11’i hüzün geçmişliği ve...
...'un dahi olmadığı yoksuzluk hali değil mi kapımı hiddetle çalan hayatın karşısına dikildiğim? Diklenmek sanma sakın, omurgam bile eciş bücüştü benim ilk defa ölmeden önce. Birkaç ölümden sonra düzene girdi ama işlerim. Ölmede...
...i günler gelir aklıma. Eski günlerde köşelerde duran abilerimiz vardı. Onlar sokağımızın yılmaz koruyucusu ve sakiniydi. Kimse sokağımıza giremez, yani girerdi de öyle problem çıkartamazdı; zaten o zaman çok problem de çıkmazdı....
...n son ne zaman, hangi gün inanmıştım mucizelere? Mucize belki de hiç incinmemiş çocukluk çağıdır. İçine girip saklanıp dans edeceğim bir çocukluğa sahip olamadıktan sonra kendi çocuklarımı doğurmanın anlamı neydi? Baştan alıyoru...
...k değildi Beyaz Uzay!’’ diye fısıldadı oğul, hala yürümekte olan şişko adamın arkasından bakarken. ‘’Bir daha sakın ha!’’ diye bağırdı baba öfkeyle. ‘’Şu aptal şişko hiç bilinmeyen koca bir evrene hâkim oluyorsa… Her neyse.’’...