...esinin zil çaldığını fark etmesi uzun sürmedi: - Hayatım, geçen sefer bahsettiğin yeri hatırlıyor musun? Hani sarımsaklı tavuğu çok güzel diyordun. Ben biraz acıktım gibi, ne dersin kalkalım mı? - Hatırladım sevgilim. Olabilir asl...
“sarı” sözcüğü
112 yazıda 159 geçiş bulundu.
sarı, sarıaltın, sarıasmalar, sarıbacak, sarıbacakı, sarıca, sarıdan, sarıkamış... eşleşmeleri dahil edildi.
...Bacısıyla yüzleşmekten daha kolaydı Artin'i kıstırmak. "Bizim ermeniye verilecek kızımız yok" Bozkırlar gibi sarı Artin koyu bir bordoya dönüştü, hiçbir şey söylemeden baktı. Kemçük Dokuzdolanbaç'ın taşlı tarlaları gibi eki...
...Bilginer'in kaleme aldığı eserin farklı bir yorumu, bu sezon Devlet Tiyatro sahnelerinde seyircilere sunulan Sarı Naciye. Rejisi Zafer Kayaokay tarafından gerçekleştirilen 2 perde/110 dakikalık bir oyun. Oyunda, gelenekçi y...
...gömülen şehirleri izliyordu. Savaş, yayılıp büyüyen yangın gibiydi. Yeni kurbanlarıyla sürekli büyüyor etrafı sarıyordu. Güvenli yerler bile artık güven vermiyor, insanları yeni bilinmezliklere yelken açmaya itiyordu. Buradan da...
...olacak Ali’m, önce aş sonra Aşk.’’ Son cümlesini söyledikten sonra tebessüm etti. Kuru dudaklarının arasından sarı dişleri gözüktü. Deniz, adamın sinirini ve diğerinin sakinliğini şimdi anladı. İşe yeni girdiği için bu olayı...
Bir adam çevremizde dolaşıyor, habire gülüyor Dudakları her şeye gülen bir soytarı gibi Sarıyor soyluların, başkanların, kraliçelerin çevresini Kalbi duygusuz, kendisi sahte Belki biraz para, belki de şöhret isteyerek Tiksindir...
Ne vakit bi kadın görsem Sarılırım boynuna Ne vakit görsem anamı Sarılırım boynuna Meğer her kadın Bir anaymış Saçını dök sen Kararmış yüreğime Gün doğsun ellerimize Yokluğunu sen bilsen Ağlardın benimle Ne vakit bir kadın görsem...
...dın, dişlerinin sıkıldığı, çenesinin kasıldığı durumdan çıkarak bağırdı: - Git, gelme onların yanına! Yerdeki sarı kahverengi yaprakların kuruluğunu yüzüne, toprağın tozunu ise pardösüsünün eteklerine taşımıştı. Eğilip kalkm...
...arını sürüyerek gittikleri okula, önünden geçtiği küçük caminin bahçesinde duran musalla taşına… Eski semtini sarıp sarmaladı, yüreğinin derinliklerine kaldırdı. O günden sonra Mustafa Bey kendini site işlerine daha çok verdi...
...Hançerden damlayan kan damlaları yere değil de ruhumun boşluklarına düşüyordu sanki. O küçük kız, sırma gibi sarı saçları ve masmavi gözleriyle o küçük kız... O küçük kız benim küçüklüğüm ve ben, bunu bile yeni fark ediyoru...