...bir hapishanede, içinde hiçbir yolun diğerinden iyi olmadığı bir labirentteymiş gibi..." Bunları tarafsız bir şekilde artılarıyla ve eksileriyle kendi içinde tartıyor olmasından dolayı yazdığı gibi "ikircikli" bir ütopya. Çünkü...
“sek” sözcüğü
3 yazıda 4 geçiş bulundu.
sek, sekans, sekanslar, sekanslarla, sekansta, sekanstan, sekansı, sekansında... eşleşmeleri dahil edildi.
...balıktan birkaç kişi dans ederken, telaşla sağa sola koşturan Şen Deli'yi fark etti. "Bizler burada mutlu bir şekilde dans ederken, nasıl olur da bu geri zekalı telaşlı bir şekilde koşturur. Yoksa bizim mutluluğumuzu mu kıskanı...
...kişilik yer açmıştı. Küreğine gelen her buluntuyu eline alıp arkeologların sinirini bozana dek intizamlı bir şekilde inceliyor, yeni bir şey gördüğünde yoktan var etmişçesine seviniyordu. Hatta işi o raddeye getirmişti ki, top...
...den, çatısının ucuna kadar olan yüksekliği 77,25 metredir. 1965 yılındaki restorasyondan önce üstündeki külah şeklindeki yapı olmadan boyu 51.65 metre idi. Yapılan statik hesaplamalara göre kulenin ağırlığı yaklaşık 10.000 tondu...
...levi, büyülü, ananevi veya dini olabildiği gibi tiyatro için bir makyaj unsuru olarak da kullanılabilir. Aynı şekilde maske giyen birisi, kılık değiştirerek önemli törenlere başkanlık edebilir ve yetkilerini kullanarak toplum i...
...felsefi değeri tartışılamayacak çok sayıda deneme, kritik, siyasi metin, roman ve oyun bırakmış, 17. yüzyılda şekillenmeye başlayan ve Heidegger' le hayat bulan 'Modern Varoluşçuluk Akımı' na 20. yüzyılda getirdiği öznel yorumlarıyl...
...bu kulübe yabancı adamın bahsettiği ev olmalıydı. Gıcırdayan kapıyı tek eliyle açan yabancı adamın eve giriş şekli bile burada yalnız yaşadığını belli ediyordu. Dışarıdan görünüşüyle kulübenin içerisi tam olarak örtüşüyordu....
...bakacak olursak, kişinin maske taktığı şeyleri aynı şeye işaret ediyor. İstekler maskeleniyor, dışarı farklı şekillerde yansıtılıyor. İğdiş edilme korkusu yaşayan eril kişiler ve “neden beni iğdiş ettiniz?” diye düşünen dişil can...
...msız girdaplarına, doyumsuz bir iştaha sürüklenirdi, hele peynirle zeytini ağzına art arda attıktan sonra bol şekerli çayını yudumlaması, yüzünü çocuksu bir palyaço sırıtışına çevirirdi. Bu kanaatkâr gence nedense hep yetmektey...
...k istiyor ama nedensiz susmalara sürüklüyorsunuz kendinizi... Karnını doyurmak için insanlara el uzatılmasını sektör haline getiren ve bu sektörün kendi dilini konuşmayan birinin eline geçmesinden rahatsız olanları duyuyorsunu...