...aşladı. Bacakları titreye titreye yürüyebildiği için bastonuna sımsıkı tutundu. Yatak odasına gelinceye kadar soluk soluğa kaldı. Uzun zamandır açmadığı sandığını yavaşça açtı. İçindekileri hızlıca sağa sola karıştırınca elin...
“soluk” sözcüğü
56 yazıda 67 geçiş bulundu.
soluk, soluklamıyordu, soluklanabileceği, soluklanacak, soluklanalım, soluklanamadan, soluklanayım, soluklandı... eşleşmeleri dahil edildi.
..., yığın yığın dertlere boyanmıştık; ürkektik, sahipsizdik. Yoktu yöremizde ‘biz’e benzeyen. Neden kimse huzur soluklamıyordu sahi? Ne ufka bakıp yoğrulmak ne dalgaların ritmine kendini bırakmak ne gökyüzünde kayan bir yıldız aramak ne...
...runlarınızı bambaşka bir dilden ve başka bir bakış açısıyla okumak istiyorsanız, tam size göre bir kitap. Bir solukta okuyup bitiverecek ve yazarın diğer yazılarını merak etmenize sebep olacak.
...in Üzerimizden kaç bahar Ve kim bilir kaç aşk geçti Gökkuşağının altına denk geldik mi bilmem Ama aynı havada soluklandık seninle Ve aynı güneşte ısındı ellerimiz, Gelmedin. Yokluk çığlığı sarınca hücrelerimi Düşlerimde sana seni a...
...yakın büfeler ekmek poşetleri içinde, hiçbir kuşluk vakti dünyanın sonuna varmadı gitti diye hayıflandım bir soluk. 3. sonra çocuk ekmek almaya çıktı sabaha karşı caddeler çiçek cesetleriyle dolu aldı yürüdü sızı, incecikti,...
...r tanımıyor beni nasılsa. Aynalarda yürüyorum bazen, martılarla düşüyorum denize; dudaklarımı siliyor acılar. Soluk alışımı duyamıyorum. Sokak lambaları gibi geç yanıyorum. Gölgeler yürümüyor artık. Kıvrılan yollarda şarap le...
...ece hafızasının değil, bedeninin de unuttuğunu en tepeye çıktığında nefes nefese kalmasından anlamıştı. Biraz soluklandıktan sonra yönünü aklındaki yere, mahalle bakkalına çevirdi. Çikolatasını, çocukken eşiğini aşındırdığı bakkaldan...
...emin "Uçurursun yavrum çıkma onunla." sesi bile yetişememişti ardımdan, sonra ilk gördüğüm arkadaşımın önünde soluklandım. Top şeker yiyor zannediyordum, meğer sindirimine dahi başlamış, ben daha oyun teklifimi yapamadan şekerin ta...
...azsak, annemin ona bakacak benden başka kimsesi yoktu.” Bunları anlatırken koltuğun tam ucuna gelmişti. Sonra soluklandı ve tekrar koltuğa yerleşti. “Ben ömrümü yatalak bir hastaya bakmakla geçirdim doktor.” Sonra adeta fısıltıyla...
...şikardır, savaşların olduğu yerde ise savaş kelimesinin geçmesine gerek yoktur. çünkü savaş; hiç durmadan her soluk ve adımda her yerde ve her zamandır. ailenin tam da göbeğindedir, kan bağlarının her bir bağındadır, dostluk...