...ine, ne kadar değerli olabileceğine karşı kuvvetli bir anlatım sağlıyor. Chanel, gözlerini fal taşı gibi açıp yudum yudum gülümserken yer yer kameranın yakın çekimde kalması veya çok ufak kamera hareketleriyle yaratılan saniy...
“yudum” sözcüğü
37 yazıda 47 geçiş bulundu.
yudum, yudumda, yudumdan, yudumdu, yudumla, yudumladı, yudumladık, yudumladım... eşleşmeleri dahil edildi.
...“Yürüyemediğimiz yollarda koşmaya kalkıştık, hepsi bu kadar.” dedi. Acıyı paylaşmış olmanın taşkın sevincini yudumlamaya devam etti. Eskimiş korkularımız içimizin en ücra köşelerine sızmaya başladı, Yine, yeniden yaralandı dilimiz...
...Diğer üçü hâlâ masadaydı. Sabaha kadar çay içip konuştular. Ertesi gün takım elbiseli adam ofisinde kahvesini yudumlarken bir yandan da bilgisayarından haberlere bakıyordu. Tek tek sayfaları geçerken bir haber çok dikkatini çekmişt...
Güne kahve ile başlamayı ne zaman âdet edindiğimi düşünüyordum, sıcacık, mis kokan kahvemden ilk yudumumu alırken. Sabah uyandığımda ilk iş yatağımı toplar, sonra kendime kahve koyarım. Kahve demlenirken, biraz dans ederim. Ko...
...ir balkondur. v37 Bu gece, sana bir güneş daha yaklaştım. v38 Eve yürüyerek, sana koşarak… Çayı çabucak, seni yudum yudum…. v39 Geceliğin ipek, dizlerin yastık. v40 Yüzün gökyüzü, gözlerin Venüs. v41 Ayrılıklar Nazım, kavuşma...
...en buz gibi salonda soyunup giyinmiş ve saçını bile soğukta kakırdayarak taramıştı. Ve tüm bunları ağzına bir yudum ekmek bile koymadan, hiç dinlenmeden, hem de koca bir hafta hem kendi evinde hem de başkalarının evinde çalış...
...? Neden her ayrıldığımda beni sorguluyorsun. Neden onların tarafında yer alıyorsun? - Çünkü… (Elinde şarabını yudumladı. Gözlerini kapattı. Ve sustu.) - Çünkü ne amına koyayım? - Çünkü; her ayrılık senden kaynaklı. İçindeki huzur...
...inde siyasetten nefret eden karakterler oluşturacaktık. Okul kantininde, bütün şehri utandıracak kötü çayları yudumlarken, karşı çıktığımız fikirleri, saçma bulduğumuz hezeyanları, yazmaya çalıştığımız hikayeleri, kurmak istediğimi...
...in içine bıraktı yavaşça. Emre’nin getirdiği fincanı alıp, tekrar oturma odasına geçtiler. Zeynep, çaydan bir yudum aldı ve Emre’nin yüzüne baktı. Emre bir yere odaklanmıştı. Yüzünde gülümseme eksik olmuyordu. Kendini tutamad...
...allederiz" diye kükredim. Üzüldü garibim, çekti gitti. Taş gibi hatun ile yemeğe başladık. Ayranımdan tam bir yudum alacaktım ki, "o ne" diye sordu. Bir yudum tattırınca kız düştü, bayıldı: bünyesi kaldıramadı, farklı gezegen...