...e hararetle; ancak iki saniye geçmeden gerçeklerin farkına vardı ve gözlerini önündeki gazoza dikip minik bir yudumu zorlanarak içti. “Ah, haklısın.” dedikten sonra kız gözlerini devirerek gülümsedi. Sadece gözlerinde yılların...
“yudum” sözcüğü
37 yazıda 47 geçiş bulundu.
yudum, yudumda, yudumdan, yudumdu, yudumla, yudumladı, yudumladık, yudumladım... eşleşmeleri dahil edildi.
...poza dönüşmüştü. Hâlihazırdaki keyfi, Aslı’nın karşısındaki çocuksu şebeklikleri, birazdan sigarayla beraber yudumlayacağı çayın taze kokusu… Şayet içinde bulunduğu o ana, zil takıp oynamak uygun düşseydi, bunu pek ala yapabilecek Z...
...ken kar yağacağını anlamış olsa da bu sabahki manzara çok şaşırtıcıydı onun için. Pencerenin önünde kahvesini yudumlarken karşıdaki parkta, karların üzerinde bir şekil gördü. İnsana benzeyen bu şeyi daha yakından görmek için dışarı...
...ya gitmediğim için bağırıp, telefonu suratıma kapatmıştı. Garip adam. Vermiş olduğum sözün ağırlığıyla çayımı yudumladım. Şekeri azaltmıştım, çay yavan geldi. İki dilim kızarmış ekmek yiyip, bir fincan dolusu çayla odama çekildim....
...arıp satacağım, sonra hepinize gününüzü göstereceğim." En arkadaki masalardan birine oturup hafiften rakısını yudumlamaya koyuldu. Ama öyle bir illetti ki bu, kilit vurulmuş onca dili açmış, kurulmamış tek cümle edilmemiş bir söz d...
...dan griye taşıdığı gömleği, asabiyeti ellerinden belli olan garson mezeleri dizmişti masaya. Usul usul rakımı yudumluyordum tek tuşu kırık radyodan yayılan ''beklenmeyen misafirdin inan sen benim gönlümce''eşliğinde. Rakıyı dolduruyo...
...lan Ecevit vardı. Hızlıca gidip kahvemi de alıp okumaya başladım. Ara verdim soğumaya yüz tutan kahvemden bir yudum almak üzere ve bakışlarını üzerimde bir çarşaf gibi hissettiğim kadın başladı konuşmaya; "Kitap nasıldı?" diy...
...soğuk suyu masaya bırakırken. -Yok Allahverdi, çıkabilirsin. Şevket dolma kalemi bıraktı masanın üzerine bir yudum içti kahvesinden, açık camdan içeri doluşan şehrin seslerini dinledi biraz. Ofiste olmadığı üç günün kayıtlar...
...na, doyumsuz bir iştaha sürüklenirdi, hele peynirle zeytini ağzına art arda attıktan sonra bol şekerli çayını yudumlaması, yüzünü çocuksu bir palyaço sırıtışına çevirirdi. Bu kanaatkâr gence nedense hep yetmekteydi, masadaki suni v...
...lleriyle düzeltip kalktı yataktan cam kenarındaki berjere geçti. Gümüş tabakadan çıkardığı sigarayı yaktı bir yudum aldı kahvesinden camdan dışarı bahçeye baktı. -Seniha bu kahve hiç güzel değil nereden aldınız bunu? Şekercid...