...n kirpiklerinden denizlerin tuzu Gün ölüyor yavaş yavaş acı geceye karışıyor Zaman orman deniz çekildikçe kan yürüyor Çakalların zamanı şimdi Sözcükler anlamını yitirmiş Medyatik bir yaşamın çekiminde kitleler Sanat yaşamın dış...
“yürüyor” sözcüğü
12 yazıda 14 geçiş bulundu.
yürüyor, yürüyordu, yürüyorduk, yürüyordum, yürüyorlar, yürüyorlardı, yürüyormuş, yürüyormuşum... eşleşmeleri dahil edildi.
...madığını yaptı, köpeğin başını okşadı. Her şeye rağmen yaşıyordu. Birlikte yola koyuldular. Siyah köpek önden yürüyordu. Sık sık durup eşlik ettiği adama bakıyordu. Sokağın başına yaklaştıklarında bir kez daha durdu. Genç adam da...
...dedesi ufukta gözükmüşlerdi. Dedesinin koluna girmişti. İhtiyarın diğer elinde de baston vardı ve oldukça zor yürüyordu. Torunu için büyük bir fedakârlık yaptığını söylemeliydim. Torunum olsa aynısını yapar mıydım? Mümkün değil....
Uçurumun kenarında Bacakları kırık serçeler Zamanı kalmamış hastalar Umutsuz sefiller yürüyor Gecenin derin karanlığında Güneşin bozuk rengi Kopkoyu bulutların ardında Ve uçurumun kenarında Altın sanki plastik Ve gümüş ucuz göz...
...ir çocuktu oradaki. Başında hasırımsı bir şapka, dağınık saçlar, epey uzun boylu. Rastgele çavdarların içinde yürüyordu, köpeğine top atıyordu arada bir. Hiç hareket etmeden durdum, o kadar keyifliydi ki. Kim bilir kaç kez top ça...
...örüntülerinde” diye düşünüyor Z.) Kahkahalarının yavaşladığı bir sırada ayağa kalkıp rehinelerin yanına doğru yürüyor kısa boylu olanı. “Sizler ülkemize armağan ettiğimiz ilk farklı yaratıklar olacaksınız.” Beş adamın birden on...
Yağan sulu karı umursamadan ağır adımlarla yürüyorum. Uzaktan pazarcıların sesi işitiliyor. Yaklaştıkça müşterilerin uğultusu eklendi. İçinde neleri sakladığı bilinmeyen gürültü bu hafta neden geciktiğimi soruyor. Aldırış etmedim...
...merkezine. Bir siyasetçi kadar duymuyor kulakları söylediklerini, yakan olduklarını bile bile. Gözleri kapalı yürüyor. Ela gözleri sisli dolunayın ikizi. Pembesi solmuş dudakları bilinen mısraları dillendiriyor. "Bir insanı sev...
...n bütün bez parçalarını. Artık sadece o vardı, insan etlerini yakan yağmurun altında parlayan tenine sarınmış yürüyordu Lamia. Ayakları kara değdikçe beyaz bir çarşaf gibi açılıyordu önünde geçmişin aynası. Mezarlar beliriyordu,...
...an binlerce öpücük çalsam… “Oğlum şu şapkalı kız hiç baktı mı bana lan?” “Hass… Bize doğru geliyor…” Öyle bir yürüyor ki dağlar yol olmak ister. Öyle bir koku saçıyor ki çiçekler bilse utanır. Tam dibime kadar geldi. Yüzünde hi...