...çbir benzerliği yoktur, birisi kuşsa birisi balıktır." Kelleci Memet (1962) adlı romanında, yanında çalıştığı ağayı kaza kurşunuyla öldüren bir gencin öyküsünü yazdı. Bu eserinde cezaevi yaşamını tüm gerçekleri ile okuyucusun...
“ağa” sözcüğü
9 yazıda 16 geçiş bulundu.
aga, agadenin, ağa, ağabey, ağabeycim, ağabeyi, ağabeyim, ağabeyimi... eşleşmeleri dahil edildi.
...a daha da büyüyordum. Kuru ağacım yeşilleniyor ve meyve veriyordu. Yazdıkça içimdeki o yüz sürekli gülüyordu. Ağaçlar daha yeşile, gökyüzü daha da maviye çalıyordu. Yazmak güzelleştiriyordu içinde karamsarlık barındıran dünyayı...
...adamın yürüyüşü daha bir havalı oldu sanki. Kıza bir daha nerede nasıl rastlarım diye tasalara düştü. Fehime ağabeyinin kendisine neden kızgın olduğunu anlamlandıramadan, ailesi ise sus-pus olmuş gevezeliği ile nam salmış Kemçük'...
...nde uzaklaşıp gidiyordu. Elif, “Baksana şuraya!” diye bağırdı. Bunların hepsi benim! Yasak değil, istersem şu ağaçların altına yatar, bin sene uyurum, of, hadi be Öz, boş verelim şu voleybol hayalini. Daha fazla beklemenin n...
...İdris'ten dinlemek" diye düşündü. - İdris nerededir şimdi? - Evindedir zahir. - Pekalâ, sizlere kolay gelsin ağalar. Davut, viraneden ayrılıp olmadık hayaller kurarak Şahkapısı'nın yolunu tuttu. Sahip olduğu malumatın değeri...
...erenler, zamanla delirdiler. İyiki dediklerine hiç aldırmadım. Beceriksizliklerim onları öyle üzdü ki saçları ağardı ve buruştular. Mideleri de artık kestaneleri öğütemez oldu. Nihayet bir sonbahar çökkünlüğü, onlarda akıl bır...
Pirivisliy on Pıseydın advençır “Gidip yemyeşil ağaçlardan birinin altına uzandım… Tu bi kontinyıd.” Ağacın dibinde uykuya dalmış nefis bir uyku çekerken birden birilerinin yaklaştığını hissedince doğruldum. Karşımda taş gibi bir...
...Burnu'nda çay bahçesinde oturmuşlardı, deniz masmavi hava ılık , kışı atlatmayı başaran kuşların cıvıltıları ağaçların sevinci yansımıştı gözlerine, normalde pek konuşmayan Nuri susmuyordu, Hıdır'ın dinlerken gülümseyişini görme...
...nce sesi. Çarpan kapıların apartman koridorundaki yankısı. Yine de açık kalsın benim kapım, affediyorum. Meşe ağaçlarının sesi için seni bu gecelik affediyorum ve kapımın önüne terliğimi koyuyorum. Işıklarım yanık, aynadaki silüeti...
.... Hala düşünceli hala mahzun. “N’oldu be memed” dedim. Ağabey dedi, “ben öldürdükçe çoğalıyor bu pez…” Pardon ağalar. “Hah!” dedim, soru bildiğim yerden! Tam ağzımı açtım cevap vereceğim; Tarihsel materyalizm... Arkadan davudi...