...aynı yolun yolcusuyuz. Bugünün getirileriyle düştüm yollara, Her kırmızı ışıkta geçmişten bir parça bıraktım ağaç gölgelerine. Her mola yerinde ilk defa gördüğüm insanları unutmuş bulundum. Tren istasyonlarına uğrayıp vedal...
“ağaç” sözcüğü
64 yazıda 72 geçiş bulundu.
ağaca, ağacı, ağacıdır, ağacım, ağacımdaki, ağacımla, ağacımın, ağacımız... eşleşmeleri dahil edildi.
...bir durakta gelecek ilk otobüse binmek hatta nereye gittiğini dahi bilmeden nehirler, tepeler, çiçekler, kuru ağaçlar, turnalar geçmek bir bir yer değiştirirken renkler ezberlemek ve sonra unutmak istiyorum ummadığım zamanda ha...
Her güzel şey gibi bitti Sokak aralarından caddelere taşan çocukluğumuz Kar tatilleri ve eve erken dönüş Ağaçlardan toplanan mevsim meyvesi Pazar sabahı çizgi filmleri gibi Kesildi yaprak hışırtısı Sonbahardı, bitti. Aynı asfalta...
...deviniminin farklılaşmasından ibarettir. Kabaca örnek vermek gerekirse dünyanın bir kısmı balıklara, kuşlara, ağaçlara, insanlara vb. dönüşür ve sonrasında da dönüştüğü şeyler dünya hâline geri gelir. Aynı şey; demir gibi minera...
...z unutmamışım demek ki ve düşündükçe hatıralarım daha sıkı sarıyor beni başımda, kalbimde bir ağırlık büyümüş ağaçlar, renkleri solmuş toprak yorgun, tıpkı benim gibi biliyorum göğün maviliği o kadar da derin değilmiş yutamıyor...
...gibi olsa her şey. Çeşmelerden gürül gürül aksa sular, kapıların önünde uyuklasa köpeklerimiz, bal gibi olsa ağaçlarımızın meyvesi, masmavi gökyüzüne şarkılar söylese kuşlar, mis gibi koksa pişen yemeklerimiz, annem oyundan eve çağı...
...bak ne yaptım diye: dön de bir bak hainliğin günahlarını geçti mi diye. Kimin barışı bu kökünden söküp zeytin ağaçları uzatılan; kimin çözümü bu şehirleri ateşle yarıştıran. Zamanla yarışıyor söylenen sözler, zamanla karışıyor h...
...r kadehte işleyelim günahları Henüz yazılmamışken kuralları Çiğneyelim dünyanın meyvelerini Ve dikelim yerine ağaçları Bütün hikâyeler böyle başlar Reenkarnasyon, koltuğundan eder padişahı.
Kalan bir avuç suyu toksikle kaplanmış, ağaçları kurumuş, toprağı kuraklıktan çatlamış eski medeniyetin enkaz meydanına bir anıt gibi dikiliyor taht. Tüm dünya yıkılmış olsa da bir kese altın kucaklamak istiyor, sanki güç yüz...
Benim bildiğim Eylül, ağacın yaprağını dökerdi Çiçekler giderdi dalından, yeniden doğmak için Kuşlar göçerdi yurdundan geri gelmek için. Sonra büyüdük. Ve ben bildiğim Eylül’ü tanıyamaz oldum Çünkü artık Eylül gelirdi, Birini...