...m. Çıkıyoruz merdivenlerden ağır aksak. Aklımda zeytin çekirdeklerim. O günden sonra uyandığımda önce balkona koşup, aşağıya bakıyorum. Geliyorum deyip, elimde bir bidon suyla yanlarına iniyorum. Su verip, toprağı havalandırı...
“koş” sözcüğü
11 yazıda 15 geçiş bulundu.
koş, koşa, koşabilirdı, koşabilirlerdi, koşabiliyoruz, koşabilmeleri, koşacak, koşacaksın... eşleşmeleri dahil edildi.
Arama sonuçları
...ken" diyemedim Balkabağına dönüştü sanki ağzımın içinde dilim Fırsatın varken kaç şimdi Yoruldum ben peşinden koşamıyorum. Ne acılar besliyorum içimde Şimdi ben ağlayamıyorum. "But i fear tomorrow i’ll be crying, Yes i fear tomorro...
...n, kulaklarından kan gelmekteymiş. O korkunç vaziyeti görünce, önce telaşa kapılıp çığlıklar atmış, sonra bir koşu gidip zaptiyeye haber etmişler. Şeytanın bile aklına zor gelecek bu tezgahı kim kurdu bahsi, Galata Ahalisi'n...
...layışım; "Yıkanınca ellerim buruş buruş oldu, artık hep böyle kalacaklar" diye dertlenip. Bağırarak anacığıma koşuşum; "Gökteki beyaz bulutlar hareket ediyorlar anne!" Çocukluğum... Banyodaki çinko leğendi benim dünyam. İçerisi...
...aşka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim. Hırs hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kâğıt kalem aldım, oturdum. Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontm...
...hı tutan elini kırdı bir hamlede. Sonra boğazını parçaladı diğer eliyle. ‘Son üç dakika.’ sesi duyuldu. Jacob koşar adım ateş kuyusuna gitti. İki asker daha vardı burada. Bunlardan biri Rammstein’dı. Bir doksan boyunda, sarı...
Bunaldı çehremiz Dört nala koşturan kalabalıktan. Beş kala yaşandı her şey; gelmeler, kalmalar, vedalar. Altı kapısı vardı bahçesinde derebeylik kurduğumuz konakların. Yedi belaydı, bükemediğimiz bilekler. Sekiz kere el açmıştık...
...iddetiyle ısıtıyor. Annem sürekli saate bakıyor. Abimle bana meyve soyarken elini kesiyor. Küfrederek mutfağa koşuyor. Bir şeyler yolunda değil. Ben hissediyorum, abim sanki biliyor. Zaten her zaman benden çok biliyor. Ben kötü...
...lanmış ki. Hissediyorum, bir satır daha okusam, cümle düşecek. Fakat öyle bir şey ki, sanki bir uçuruma doğru koşuyorum, kıyısına gelince duruyorum. Biliyorum ki bir adım daha atsam düşeceğim. Bunu da kötü bir şey olarak algılama...
Parke taşlarında başkentin Adım adım senin izlerin Sen yürüdükçe ben sana koşuyorum Herkesin aksi bir istikamette kendine yürüyorsun Özlediğin kendine, yüreğine Gözlerimiz değiyor birbirine O vakit zaman dursun isterken Kırk seki...