...dürdü tomurcukta beyaz gülü soldurdu dikeni bülbüle batmaz oldurdu ağılı ağalar, bağlı beğler aha şuramda bir yumruk durur durmağa dilim varmaz sövüp saymağa korkarım gidiş o çekip vurmağa ite kaka ota boka olura olmazlığa ağı...
“yum” sözcüğü
2 yazıda 2 geçiş bulundu.
yum, yumabilir, yumacak, yumak, yumakla, yumakları, yumaklarının, yumanların... eşleşmeleri dahil edildi.
Arama sonuçları
...için değil, sadece, geçtiği ve artık geri dönemeyeceğim için kendi hâlinde akmasına izin verdiğim bir hayatın yumruk olup boğazıma oturduğunu hissediyorum şimdi. Benden yana her şey çaresizlik demek artık, farkındayım. Terlemi...
...zecekti. Kızı kalkacaktı sonra, ıslak günaydın öpücükleri konacaktı gülümseyen yanaklarına. Belki tost, belki yumurtalı ekmek yapacaktı ona. Ekmek kızartacaktı mutlaka, üzerine tereyağı ve ayva reçeli sürecekti. Kahvaltıdan sonra...
...a izin vermişti bana çocuğum diye ve bir çömlek yapmıştım. Kendi ellerimle toprağa şekil vermeyi başarmıştım. Yumuşacık kilin avuçlarımda dönen çarkın etkisiyle şekilden şekle girmesini izlemekten büyük keyif almıştım. Dünyayı ye...
Yumruklarını sıkmış, tam karşısında dikiliyordu. Işığını görmemek imkânsızdı, gözlerinden yayılan öfkenin. Gri bulutlar kümelenmişlerdi başının hemen üstüne. Bir çarpışsalar, hemen oracıkta dökeceklerdi yaşlarını. Dökmediler, dökeme...
...riş kapısına vardıklarında ortalarda kimse yoktu. Kapıyı zorladılar, açılmadı. İçeriden kilitlenmişti. Kapıyı yumruklamaya başladılar. Çok geçmeden başında baret bir görevli kapıyı açtı. Başkomiser kimliğini gösterdi, karşısındaki a...
...lini önce toprağa sonra ise sıcaktan kavrulan ve al al olan çiçeğine sürdü. Çiçeği yeni doğmuş bebek eli gibi yumuşacıktı. İçeriden bir ses geldi “Asuman, hadi gel!”. Heyecanlandı. 5 yaşındaki bir çocuk gibi hızla yürüdü. Saksısını...
...r etmedi hiç. Aynı anda dış kapıya yönelmiştik az sonra. “Kusuruma bakma kızım,” diyebilmiştim. Boğazımda bir yumru… Belki bahçeye çıksak kendimi zorlayıp biraz konuşabilirdim. Ayakkabımı titizlikle giydirdi. Kol kola üç basa...
...akışlar atıyordu. Öğlen saatinin sıcaklığı nedeniyle alnında biriken ter damlalarını buruşturduğu peçetesiyle yumuşak ama seri bir hareketle sildi. Masaya bırakmamak için cebine koyarak sakladı. Kafenin kapısı her açıldığında b...
...ra kitabı okurken insan kendini bazen onun adına üzülmüş, bazense ona son derece sinir olmuş olarak buluyor. “Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir Kristiania’da aç açına sürttüğüm günlerdeydi…” diye başlıy...